26 Ekim 2017 Perşembe

ABDESTTEKİ MUCİZE

İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"

Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel)eyle
Amin
Bunu sadaka i cariye amaçlı
Kardeşlerinizle paylaşınız👍
                                                                   
http://www.karagozkuyumculuk.com

31 Ağustos 2017 Perşembe

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

Ey Gönlüm! Nedir seni mahzun eden, böylesine dağıtan? Yine geldi mi hüzün mevsimi?
–Baksana saflığı, yokluğu giymiş hacılar; kapılmış Kâbe’nin cezbesine, kurtulmuş dünya bağlarından, pervaneler gibi dönmekte. Rahmet müjdesine sığınıp, af dilemekte…

Ahh… ! Rahmanın misafiri olmak vardı.

“Lebbeyk Allahümme lebbeyk” diye coşmak vardı.

“Emret yâ Rabbi, buyur yâ Rabbi! Çağırdın, geldim yâ Rabbi!” diye nazlanmak vardı.

Saadet asrındaymış gibi, Efendimizle birlikte tavafı tavafa katmak vardı.

Ben mahzun olmayayım da kim olsun?

Ahh… Efendim gibi dokunup, öpseydim Hacer’ül Esved’i. Hiç olmazsa selam verseydim, yenileseydim Rabbim ile ahdimi…

Koşuşsaydım Safa ve Merve arasında, ermek için rahmete…

Yakınlaşsaydım Hz. İbrahim gibi, Hz. İsmail gibi Rabbime…

–Ey Gönül! Kolay mı Hz. İbrahim gibi gözbebeğin evladını feda etmek? Kolay mı Hz. İsmail gibi candan geçmek? Kolay mı Hz. Hacer gibi ıssız çölde bebeğinle yalnız kalmak?
–Bize zor.
–Rabbini dost edinene değil!
–Bize zor.
Rabbine teslim olana değil!
–Bize zor.
–Derin ve Güçlü imanı olana değil.
Sen “teslimiyeti”, “itaati”, kısaca “sevgi”yi onlardan öğren! Nelerden vazgeçtin bugüne kadar, neleri O’nun için kurban ettin bir düşün?

Belki canını değil, ama şu çok tatlı uykunu feda et! Sabah vakti, işrak vakti tam bir hac ve umre sevabı değil mi kıymetini bilene?

Evladını değil, her yıl bir kötü huyunu kurban et, bir günahından vazgeç!

Safa ve Merve’de koşamadın, ama kendin için, evladın için gayret et! Hz. İbrahim ve Hz. Hâcer gibi bir ebeveyn olabilmek için koştur. Evladın Hz. İsmail gibi bir kul olsun diye koştur.

Kâbe’yi göremedin ama “Ey Kâbe, Müminin kalbi senden daha kıymetlidir” diye yemin eden Peygamberin hürmetine gönülleri kazan, gönül yapıcı ol!

Kâbe’ye yüz süremedin, kapısına sığınıp af dileyemedin ama Rabbin sana şah damarından da yakın. Daima huzurda olduğunu fark et!

O zaman sana da bana da bayram, dünyan cennet olur.

–Ey Rabbim! Beni ve benim gibi mahzun olanları Hz. İbrahim’in davetini işitenlerden eyle! Senin misafirin olup, nihayetsiz ikramlarına ermemizi nasip eyle! Sevgini, rızanı, yardım ve nurunu bizden esirgeme… (âmin)
                                                             
www.karagozkuyumculuk.com

30 Ağustos 2017 Çarşamba

GREAT MASSACRE IN MYANMAR (MÜSLÜMANLAR ACIMASIZCA ÖLDÜRÜLÜYORLAR)

Arakan'da tarihin en ağır ve acı katliamı yaşanıyor. Avrupa Rohingya Konseyi, Myanmar ordusunun Arakan'da son 3 günde 2-3 bin Müslümanı katlettiğini duyurdu. Müslüman kardeşlerimiz, yaşlısı kadını çocuğu demeden diri diri yakılıyor. Kadınlara tecavüz ediliyor, hamile olanlar iple asılıyor. Çocuklar diri diri yakılıyor, vücutlarının her yerinde yanık izleri mevcut. Erkeklerin durumu da aynı, vücutlarında ağır yaralar var, bazılarının bacakları kesilmiş vaziyette.  1000den fazla yaralı kardeşlerimiz var. Bu zulme sessiz kalmak bir müslümana yakışmaz. Irkımız farklı olabilir fakat dinimiz, rabbimiz, peygamberimiz aynı. "Benim paylaşmam ile ne olacak ki" deme. Allah'ın karşısına çıktığında "Ya rab, elimden bu zulmü duyurmaktan ve dua etmekten başka bir şey gelmedi" diyebilesin. Sen paylaşırsan diğeri de paylaşır. Bir olma zamanı, onlar senin de kardeşin!

_"Bir zulmü engelleyemiyorsanız, en azından onu duyurun."_ *Hz. Ali (kvc)*

_"Eğer bir kötülük görürseniz, elinizle düzeltin. Elinizle düzeltmeye gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin. Dilinizle de düzeltmeye gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz edin. Fakat buğz etmek imanın en zayıf derecesidir." _ *Hadis-i Şerif *

_"Hiçbiriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için istemedikçe iman etmiş olamaz."_ *Hadis-i Şerif*

_"Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter."_  *Hadis-i Şerif
                                                     

TEŞRİK TEKBİRLERİ YARIN SABAH NAMAZI BAŞLIYOR

Kurban Bayramında Teşrik Tekbirlerini Unutmayalım! Yarın Sabah Namazında Başlayıp Dördüncü Günü İkindi Namazı Farzların Akabinde Eda Ediliyor.
                                                            
www.alyans.name



                                                


12 Ağustos 2017 Cumartesi

KURBANLARINZ ÇOK ÇOK EMİN ELLERDE YURTDIŞINDAKİ KURAN KURSLARINDA YALNIZ 100 DOLARA İFA EDİLİYOR

DEĞERLİ MÜSLÜMAN KARDEŞİM SİZDE HAKLISINIZ KİME GÜVENİP KİME GÜVENMEYECEĞİNİZE. AMA BEN HASTA İDİM ŞİFA İÇİN 100 DOLAR VERİP KESTİRDİM. VİDEOYA ÇEKMİŞLER BANA GÖNDERMİŞLER. YURTDIŞINDA DEVLETİNE  SON DERECE BAĞLI BAYRAĞINA SAYGILI KURAN KURSLARINDA KESİP KESİNKES GÖREVLERİNİ YAPIYORLAR SAYGILARIMLA. http://ipekyoluasya.org/

                                           
http://ipekyoluasya.org/

OSMAN GAZİ'NİN OĞLU ORHAN GAZİ'YE NASİHATIDIR.

Oğul! Biricik vasiyetim şudur: Bilmediğini ehlinden sorup öğren! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona rağbet et; ikbal ve yumuşaklık göster. Hak sahiplerine haklarını ver, layık olanlara ihsan ve ikrâmlarda bulun ve ailelerini de gözet!

19 Şubat 2016 Cuma

RUSLARA GÜVENİLMEZ

Kazım Karabekir Paşa’nın Birinci Cihan Harbine Neden Girdik, Emre Yayınları, Cilt, I Sayfa,186-188 kitabında bizzat başından geçen kendi anlatımıyla,
RUSLARLA İLGİLİ HATIRATI
     Ruslarla ilgili; babam Van’da Jandarma Alay Komutanı iken bir düğün ziyafetine Rus Konsolosuyla yemekte ben yan yana bulunuyordum. 1887 (1303)’de idi. Henüz beş yaşımı bitirmiştim. Konsolos tercümanı vasıtasıyla ban iltifat etti ve büyüyünce ne olacağımı sordu.
    Üzerimde Yaver Süvari Yüzbaşısı elbisesi vardı. Gezmelere, davetlere, beni bu kıyafetle götürmek babamın hoşuna giderdi. Galiba Konsolosunda hoşuna gitmiş olacak ki benimle sohbet açtı ve böyle bir soru da sordu. Kısaca cevap verdim.
    -Kumandan olacağım!
    -Ala! Fakat kumandan olup ta ne yapacaksın bakalım?  diye işi uzattı. Büyüklerle konuşmaktan hiç sıkılmadığımdan hemen bunun da cevabını verdim.
    -Düşmanları memleketimize sokmayacağım!
    Bu cevabım sofra halkını da pek memnun etti. Konsolos beni takdir ve babamı da tebrik ederek bana bir hediye göndereceğinden kabulünü rica etti. Pek hediyeden hoşlanmamakla beraber bir oyuncaktır diye babam teşekkür ederek:
    -Çocuğum hediyenizi kabul eder, dedi.
    Ben de sevindim. “Bakalım şu Rus oyuncağı ne imiş?” Diye sabırsızlıkla bekledim.
    Akşam üstü, bir Rus Kavası (Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli) evimize geldi ve kutu içinde bir hediye getirdi. Bunu babama götürdüler. Ben diğer odada büyük kardeşimin yanında sabırsızlıkla oyuncağın bana verilmesini bekliyordum. Babamın yanında yalnız annem vardı.
    Onların bulunduğu odada bir silah patladı!
    Telaşla korktuk. Gördüğüm vaziyet şuydu:
    Babamın elinde ufacık bir rovelver, (tabanca) annem sapsarı kesilmiş titriyordu. Babam:
    -Vay alçak herif! Diye haykırarak; Çocuklar verilmiş sadakamız varmış. Eğer bu hain herifin gönderdiği hediyeyi Kazım eline alsaydı, muhakkak kendini vururdu. Bakın! Gelen hediye içi doldurulmuş bir küçük rovelvermiş. Elime alınca patladı. Az kaldı annenizi vuruyordum. Kurşun yüzünü sıyırarak yüke saplandı.
    Rovelvelerin diğer kurşunlarını boşalttılar. Müthiş yeni bir silah!
    Bu feci hatıranın korkusu günlerce evimizi rahatsız etti. Sonraları da yıllarca dilimizden düşmedi. Canlı bir tablo gibi hafızamıza kazındı.
    5 yaşında bir çocuğa ve insani bir hediye!
    Bu yaşta bir Rus kurşunuyla ölmek veya karşımdakini öldürmek gibi bir facia ile konsolos beni az kaldı mahvedecekti.